GvF <span class='ince'>Blog</span>

GvF Blog

Kötü Kolesterol Hikayesi - 2. Bölüm

Cumartesi, 8 Ekim 2016 | Fatih Bayraktar

1. bölümdeki yazımızda “Kötü Kolesterol Hikayesi” ile ilgili durumları anlattık. ABD akımıyla birlikte low fat modasına girerek beslenme düzenimiz değişmişti. Peki, bu beslenme biçiminin, doktor önerilerinin, prensiplerin ve uygulamaların sonucu ne oldu dersiniz ?

1980 yılından günümüze obezite oranı 10 kat, şeker hastalığı ve kalp-damar hastalıkları ise 3 kat arttı!

Yakın zamanda Amerikan Kalp Derneği(AHA) beslenmemizdeki %10 olan doymuş yağların oranının %7ye indirilmesini tavsiye etmektedir. Aynı zamanda Amerikan Kalp Derneği normal kan kolesterol düzeyini 1990’lı yıllarda 250’nin altı diye belirlemişken,2000’li yıllarda 200’ün altı, bugünlerde de 150’nin altı olması gerekir diye bahsediyorlar. Bu uygulama ile kolesterol düşürücü “statin” ilaçlarının satışı da rekor üstüne rekor kırıyor!

Kolesterol Hikayesinin Hediyesi : Obezite

Obezitenin en önemli nedeni, metabolizmamızın son 40-50 yıl içinde değişen beslenme alışkanlıklarımıza adapte olamamasıdır.

Dünyayı boşverin, ülkemizdeki değişime bakalım. Eskiden her türlü et ve et ürünü bol, doğal ve ucuzdu. Bütün yemekler tereyağında pişerdi. Meyve sebze doğal, hormonsuz ve boldu, o yıllarda makarna bile yoktu, bulgur pilavına talim edilirdi, çikolatalar pastalar yoktu, annelerimiz haftada bir kek pişirirdi. Tatlı ihtiyacımız daha ziyade meyve ile karşılanırdı, bayramdan bayrama da bir baklava yenirdi.

Eski zamanlardaki yoklar listesine dikkatli bakarsanız “yok” olan şeylerin ortak noktası: şeker ve trans yağlar!

1980’li yıllardan itibaren ülkemizde yok olan şeyler” var olmaya” başladı ve değişim başladı. Aynı yıllarda ülkemizde “fast food” girdi. Ama bir yandan da ABD’den yayılan “low fat” modasına uyulmaya başlandı. Diyet ürünler bir anda market raflarını doldurdu. Neticesinde bu değişim bizde de maalesef olumsuzluklara neden oldu; şişmanlıklar arttı, şeker hastalıkları arttı, hipertansiyon arttı, kalp-damar hastalıkları ve kanser arttı. Ve Türkiye, Batı dünyasındaki  standartlarını yakaladı!

Tarihsel süreçte beslenme ve günlük yaşam alanındaki değişenler:

  • Doğal doymuş yağ tüketimi azaldı, işlenmiş yağlar ve margarin tüketimi arttı.
  • Karbonhidrat ve özellikle şeker tüketimi arttı.
  • Günde 3 öğün yemek ve ara öğünler alışkanlık haline geldi ve atıştırmalar ile gıda tüketimi arttı.
  • Doğal, geleneksel tohumlarla yetişmiş gıdalardan, GDO’lu tohumlarla, suni gübrelerle, hormonlarla ve ilaçlarla yetiştirilmiş, işlenmiş gıdalara geçiş oldu.
  • İnsanlar günlük ihtiyaçları için hareketli bir yaşamdan, makinelerin, hazır gıda ürünlerinin, marketlerin, televizyonun etkisiyle daha da hareketsiz ve zahmetsiz bir yaşantıya adapte oldu.

İşte gördüğünüz gibi sağlık yapımız hızla değişiyor ve biz bu değişimin farkında bile değiliz.

Kendimiz, çocuklarımız ve gelecek nesiller  için daha güzel bir sağlıklı yaşam prensibi uyarlayalım. Fastfood ve doğal olmayan ürünlerden uzak duralım. Dengeli ve doğal ürünler tüketmeye çalışıp, hareketli yaşayalım.

Herkese sağlıklı yaşamlar!

PAYLAŞ
İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Üyelik Gerekli

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalı ya da kayıt olmalısın.

YORUM YAZ
MAKALELER
Profesyonel Atletler! Optimal Antrenman Şiddetinizi Ölçmeniz Artık Mümkün!

WHOOP isimli cihaz antrenman şiddetini ölçebiliyor, ne zaman ve ne kadar dinlenmeniz gerektiğini de belirtiyor. LeBron James ve Michael Phelps’in de denediği cihazın sağlığı iyileştirdiği, atletik performansı yükselttiği belirtiliyor.

kaynağa git 27.08.2016
Mucize zayıflama sözü veren ürünlere dikkat

FDA (Amerika Gıda ve İlaç Bakanlığı)'nın açıklamasına göre kilo verdirdiği söylenen haplar, çok ciddi sağlık problemlerine yol açmaktadır

kaynağa git 30.07.2016
BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR
Kalori kısıtlaması ve intermittent fasting: Başarılı beyin yaşlanması için iki potansiyel diyet

Intermittent Fasting'in yaşlanırken beyin hücrelerini koruyucu etkisi olmakta

kaynağa git 07.08.2016
Antrenman ve iyileşme döneminde gıda tüketimi

Antrenman sonrasında karbonhidrat ve protein tüketiminin protein sentezini yani kas oluşumunu artırdığı görülmüş

kaynağa git 11.08.2016
MAKALE SAYISI
352
MAKALE SAYISI
VİDEO İZLENME SAYISI
26111258
VİDEO İZLENME SAYISI
PROGRAMLARIMIZI UYGULAYANLAR
14644
PROGRAMLARIMIZI UYGULAYANLAR
TAKİPÇİLERİMİZ KAÇ ÜLKEDE
194
TAKİPÇİLERİMİZ KAÇ ÜLKEDE
VİDEO SAYISI
306
VİDEO SAYISI